Sülükler parazit canlılar olup çok eski çağlardan beri  insanlar da hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmışlardır. Tedavi etmek amacıyla tıpta kullanılmak için sterilize edilmiş sülüklere ’tıbbi sülük’  denilir. Bu tedavi şekline ‘Hirudoterapi ’ veya İngilizce de ‘leech theraphy’ adı verilmektedir. İngilizler de sülüğe ‘canlı eczane‘ adını yakıştırmışlardır. Tatarlar da sülüklere ‘dualı hayvan‘ denilmektedir.

 Tıbbi sülükler, halk arasında bilinenin aksine sadece kan emen bir canlı değil, aynı zamanda insan vücudunda pek çok etkide bulunan çok sayıda biyoaktif madde içeren salgıyı bir ilaç gibi yapıştığı yerden kan dolaşımına aktarabilen bir canlıdır.

Yılda bir defa yapılan sülük tedavisi, o yıl içerisinde enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir.

Avrupa’ da sülükler 1970 yılından bu yana hastane ve kliniklerde yaygın olarak uygulanmaktadır. Günümüzde Avrupa yılda ortalama 100 milyon sülük kullanmaktadır.  Almanya’ da şu anda sülük tedavisi uygulaması yapan 350 kadar klinik mevcuttur.

Türkiye’ de Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde 21 Haziran 2012 tarihinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı kurulmuştur. Sülüklerin genel özellikleri; sülükler 15.000‘ den fazla tür içeren Annelida filumu içinde yer alan ektoparazit canlı grubudur.

Annelida filumu  ( şubesi  ) ;

Poly chaeta ( deniz halkalı solucanı )

Olygochaeta (toprak solucanları )

Hirudinea (sülükler)  olmak üzere üç sınıfa ayrılmaktadır.  

Hirudinea sınıfı deniz, tatlı su ve karasal solucanlar olmak üzere 80’ den fazla türü kapsamaktadır.

Tıbbi sülük türlerinden bazıları;

Hirudo medicinalis

Hirudo verbana

Hirudo suluki

Hirudo nipponia ( Japonya )

Hirudo orientalis ( Kafkas, Azerbaycan, İran )

Hirudo troctina ( Kuzey Afrika )

Hirudinaria manillensis ( Asya Tıbbi Sülüğü )

Macrobdella decora ( Kuzey Amerika ) tıbbi sülüğüdür.

Sülüklerin yapısı; tıbbi sülüklerin renkleri genellikle siyah, kahverengi, zeytin yeşili ve kırmızıdır. Üzerlerine kuşak ve benekler bulunabilir. Sülüklerde vücut tipik olarak dorsal ventral yassılaşmıştır. Vücutları segmentlidir ve 34 segmentten oluşur. Segmentler anterior ve posterior kısımda çekmen biçimine dönüşmüştür. Anterior çekmen genellikle posterior çekmenden daha küçüktür ve ağzın etrafı çekmenle çevrilidir. Üç küçük çenesi konak üzerinde üç çizgi şeklinde ısırığa yol açtığından şekli Mercedes sembolünü andırmaktadır. Sülükler  ağırlıklarının 10 katı kadar kan emebilir ve bir kez doyunca 1 yıl kadar hiç beslenmeden yaşayabilir. Sülüklerin emdikleri  kan miktarı 5 – 15 ml kadardır.

 Sülük uygulamasının tıbbi etkileri; kan emme ( hacamat etkisi ), refleks uyarım ( akupunktur etkisi ), biyoaktif salgı içeriği (farmakolojik tedavi etkisi) dir.

      Sülüğün kullanım alanları; dejeneratif eklem hastalıkları  ( osteoartrit ), alt ekstremite variköz ven hastalıklarında ağrıyı azaltmada, lateral epikondilit gibi hastalıklarda yine ağrıyı azaltma kullanılmaktadır. Flep cerrahisinden sonra  görülen venöz yetmezlikler, replantasyon ve revaskülarizasyon sonrası venöz yetmezliklerde. Dolaşım sistemi hastalıklarında, varis ve kangrende, hemoroidde. İltihaplı ve iltihapsız eklem romatizmalarında, yumuşak doku romatizmlarında, sivilce ve aknede ayrıca  ortopedi ve rekonstrüktif  cerrahi kapsamında, infertilite ve iktidarsızlıkta, inmelerde, glokom ve oküler vasküler problemlere bağlı görme kayıplarında, migren, sinüzit ve yüksek tansiyona bağlı baş ağrılarında, meniere hastalığında ve bazı işitme kayıplarında, tinnitusta sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle koruyucu tıpta da uygulanabilmektedir.

Her bir sülük tedavide yalnızca bir kez kullanılır. Sarı kantaron yağı çok iyi yara iyileştirici ve dezenfektandır. Bu sebeple tedavi sonrası bu yağ kullanılabilir. Günümüzde sülüklerin çeşitli türleri üzerinde bilimsel çalışmalar yapılmakta ve bunlardan bazı hastalıkların tedavisinde özellikle  (kardiyolojik ve hematolojik ) kullanılmak üzere ilaçlar üretilmektedir.

Sülük tedavisinin uygulanmayacak durumları; kanama diyatezleri, aktif kanama odağının varlığı, ciddi anemi, cerrahi işlem öncesi, kan sulandırıcı ilaç kullanımı, gebelik ve emzirme, sülük yada diğer canlılara karşı alerji, tedavi uyumunu etkileyen şiddetli psikiyatrik rahatsızlıklar, kanser vakalarında, diyaliz hastalarında, kalp pili varlığında, menstruel dönemde, gastrointestinal kanamada kontrolsüz diyabet hastalığı veya kalp yetmezliği olanlarda uygulanmaz.

Sülük tedavisinin yan etkileri; sülük tedavisi sonrası uzamış kanama görülebilir, sülüklerin tekrar tekrar  kullanımına bağlı enfeksiyon, görülebilir. Bu yüzden kliniklerde yapılması güvenlidir. Sülüğün tükürük salgısına karşı lokal alerjik reaksiyonlar görülebilir. Hirudo türlerinin sindirim sistemi mukozasında gram negatif bakteriler bulunmaktadır. 

Modern tıpta sülüğün  aşırı kullanımı nedeniyle neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalan H. medicinalis sözleşmesiyle koruma altına alınmıştır. Uluslar arası sözleşmeyle de sülükler neslinin devamı için koruma altına alınmış ve bu amaçla sülük ihracatı yapan ülkelere kota uygulaması getirilmiştir.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir